Mart 2018

CESUR BİR YÜREK BU ÜLKENİN GİRİFT KARANLIĞINDA BOĞULDU

25 MART 2009'da Muhsin Yazıcıoğlu yüzlerce faili meçhulden birine kurban gitti. Ben onun kişiliği veya siyasete bakışı hakkında övgü dolu sözler yazmayacağım. Ölümünün ardında yatan sis perdesine küçük bir mum ışığı tutmak için YAYINDAN KALDRILAN TANIK İFADESİNİ YAYINLAYACAĞIM.

1- AKP'nin ABD projesi olduğu Tayyip Erdoğan'ın AKP kurulmadan Yazıcıoğlu'na teklif ettiği, Yazıoğlu da işin içinde ABD varsa, bu işe girmeyeceğini söylediği yazılmıştı.
2- Hayrettin Karaman’ın merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nu işaret ederek, “Kamuya ait zararı önlemek için bir şahıs, bölge veya gruba ait zarar göze alınır, sineye çekilir.” şeklinde yazmıştı.

Grihat.com'dan Hüseyin Özkaya ifadeler ulaşmış ve yayınlamıştı. 2016 yılında mahkeme kararı ile web sitesi kapatıldı. Aşağıdaki haber sitenin ilgili sayfasından alınmıştır:

MUHSİN YAZICIOĞLU DAVASI : Yazıcıoğlu davasında 'NASA'lı ifade

16.03.2015
  
Yazıcıoğlu davasının tanıklarından Abdullah Göllü: ‘‘Beşir Atalay bizi Ankara'ya çağırdı, görüşmeyi yaptık. Enkazın olduğu yerde iken, NASA’da olduğunu söyleyen bir şahıs aradı.’’

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte altı kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin davada, tanıkların ilginç ifadeler verdiği ortaya çıktı. GriHat’ın ulaştığı ifade tutanaklarında, tanık Abdullah Göllü, ‘‘Olaydan sonra Bakan Beşir Atalay bizi Ankara’ya çağırdı, görüşmeyi yaptık… Beni enkazın olduğu yerde iken M.D. isminde NASA’da olduğunu söyleyen bir şahıs aradı’’ diyor.

Kahramanmaraş’ta 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen ve Yazıcıoğlu ile birlikte altı kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin davanın Kahramanmaraş 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 17 Şubat’ta görülen üçüncü duruşmasında tanıkların ilginç ifadeler verdiği ortaya çıktı. O dönem Ada Tepe Barajı’nda güvenlik görevlisi olarak çalıştığını belirten tanık Abdullah Göllü, ifadesinde şunları dile getirdi: ‘‘Acil servisin önünde beklerken askeri aracın üzerine bir haritanın yayıldığını ve bir üsteğmenin GSM operatörlerinden alınan sinyal gereğince bir alanı kırmızı daire içerisine aldıklarını gördüm. Yöreyi tanıdığım için buranın Sisne bölgesi olduğunu anladım. Asker şahısın, askerlerini Yeşildere bölgesine yöneltmesi üzerine itiraz ettim ancak bu itirazım reddedildi ve oradan uzaklaştırıldım…

‘‘RESMİ YERLERDEN CEVAP ALAMAYINCA…’’

Bana göre aranmayan tek bir yer vardı, ben de oraya gidecektim. Cuma günü yeniden arama kurtarmaya devam etmek için Kızılöz köyüne gittim, askerler sivil şahısları kesinlikle arama kurtarmaya göndermedikleri için ben de mevcut askeri kıyafetlerinin üzerine askeri malzemeler satan yerden rütbe aldım. Bu rütbeleri takarak arama kurtarmaya giderken, Döngel köyünden 16 kişi ile karşılaştım. Hep beraber enkazın bulunduğu tepeye 02:45'te ulaştık. Ben hemen Jandarma kriz merkezini, emniyeti, 112'yi aradım. Enkazın bulunduğu yerden ilk helikopter pilotunun cesedi ile karşılaştık. Ben aradığım resmi yerlerden cevap alamayınca muhasebe müdürümü arayıp durumu anlattım.

‘‘BEŞİR ATALAY BİZİ ANKARA’YA ÇAĞIRDI’’

Daha sonra Beşir Atalay beni telefonla aradı. Olay yerinde biz dört kişinin cesedini tespit edebildik ancak diğer iki kişinin cesedini göremedik. Etrafı aradık ancak bulamadık. Olay sırasında cep telefonumla dört adet video kaydı yaptım, iki tanesini ses kaydı ile olay yerini anlattım, diğer iki kayıtta ise sadece sessiz olay yerini gösterir görüntüler vardı. Ayrıca 64 adet fotoğraf çektim. Daha sonra 16 kişi ile birlikte Kızılöz köyüne indik. Önce ifademi üst düzey yetkililerin, savcıların, içişleri bakanının olduğu ortamda verdim. Daha sonra oradan çıktım ancak beni tekrar çağırdılar. Bu sefer evin başka bir odasında Milli İstihbarat’tan olduğunu söyleyen iki kişi görüntü alıp almadığımı sorguladı, ben de aldığımı söyledim. Telefonumun hafıza kartını ve kendisini aldılar. Tam 45 gün sonra telefonum hafıza kartı olmaksızın bir yaşlı kadın aracılığı ile bana ulaştı… Olaydan sonra bakan Beşir Atalay, 17 kişi ile birlikte kaymakam, köy koruyucusu Musa Köroğlu olmak üzere bizi Ankara'ya çağırdı, görüşmeyi yaptık…

‘‘BENİ NASA’DAN ARADILAR’’

Beni enkazın olduğu yerde iken M.D. isminde NASA'da olduğunu söyleyen bir şahıs aradı. Beni cep telefonumdan dolayı uydu ile gördüğünü, yaklaşık 25 metre güneyimde üç kişinin daha olduğunu, kontrol edip edemeyeceğimi sordu. Ben de dediği yere gittiğimde küçük bir kovuk olduğunu, yaklaşık 3-4 kişinin sığabileceğini gördüm ve bu kovuğun önünde de bir kişiye ait asker postalı izleri olduğunu gördüm. Ancak orada bende başka kimse yoktu. 17 kişilik grupta bende askeri bot vardı ancak kardaki iz ‘Yakupoğlu’ markalı ve yıldız deseni olan bir bottu.’’

‘‘GÖRÜNTÜ ALDIM DEYİNCE…’’

Tanık Yılmaz Dilki ise, ifadesinde şu ifadeleri kullandı: ‘‘Ben ilk önce 156-155'i aradım, daha sonra fotoğraflar çektim. Bu sırada bir telefon geldi, telefondaki şahıs görüntü alıp almadığımı sordu. Ben de görüntü aldım deyince telefonum o anda bozuldu, halen bozuktur. Telefonum Çin malı ‘Trident’ marka idi, ucuzdu ancak çalışıyordu. Telefonum halen Devlet Denetleme Kurulu’ndadır. Olay yerinden köye indikten sonra kimse bize görüntü alıp almadığımızı sormadı. Daha sonra Devlet Denetleme Kurulu geldiğinde telefonumu faydası olur umudu ile kendim verdim. Olay sırasında yanımda iki adet telefon vardı, diğer telefon ise kamerası ve bir özelliği olmayan sadece konuşmaya yarayan adi bir telefondu, onunla görüntü çekmedim.’’

YENİ DURUŞMA 21 NİSAN’DA

Bu arada, 3 Ekim 2014’te ilk duruşması görülen davanın ikinci duruşması 4 Aralık’ta, üçüncü duruşması ise 17 Şubat 2015’te görülmüştü. Davanın bir sonraki duruşması ise 21 Nisan’da görülecek.

BU İFADELER 16 MART 2015 TARİHLİ AŞAĞIDAKİ LİNKTEN ALINMIŞTIR: http://www.grihat.com.tr/yazicioglu-davasinda-nasali-ifade-12096h.htm




Savaş öncesi ve savaş döneminde Alman teknik yardımının Çanakkale savaşının kazanılmasında azımsanmayacak derecede payı vardır. Ayrıca Çanakkale Cephesi için oluşturulan 5 inci Ordu Komutanı’nın bir Alman Mareşal olduğu gözden uzak tutulmalıdır. Kara muharebelerinde savunma taktiği konusunda Genelkurmay kaynaklarındaki aleyhte bazı eleştirilere rağmen, Ordu komutanının kendine ait plan ve tasarrufunun olması gayet doğaldır. Eğer çekince söz konusu olsaydı -herhalde- Osmanlı Genelkurmayı böyle bir uygulamaya baştan engel olurdu.

Özetle Türk-Alman birlikteliği Çanakkale muharebeleri için güzel bir örnek oluşturmuş olmasına rağmen, bu gündemle ilgili -spekülasyonlardan uzak- Türk ve Alman arşivlerinde ortak araştırmalar yapılarak konunun daha da olgunlaşması sağlanmalıdır.

Çanakkale Savaşı Almanlar, Ahmet Esenkaya


Buradan Okuyunuz



Çanakkale Muharebelerine Alman Bakışı ,Ramazan Çalık


Buradan Okuyunuz



Alman Subaylarının Hatıralarına Göre Çanakkale’de Mustafa Kemal , Ergin AYAN


Buradan Okuyunuz

Çanakkale Zaferi Üzerine Alman İddiaları ; İSMET GÖRGÜLÜ


Buradan Okuyunuz


ALMAN KAYNAKLARINA GÖRE ÇANAKKALE SAVAŞI VE ZAFERİ,NECMETTİN ALKAN